27 Kasım 2014 Perşembe

İlk intihar haber deneyimi...

...
Arkadaşlarla öğle yemeğinden sonra gazeteye çıktığımızda "paaaaaat" diye bir ses duyduk. Habere gidecektim fotoğraf makinam hazırdı. Hemen camdan baktık. Gazetenin arka sokağından çığlıklar geliyordu. Ambulans sesi gelmeye başladı derkeeen makinayı kapıp aşağıya indim. Ambulansta görevli doktor üzeri kapalı bir cesedin başında gözyaşı döküyordu. Hayatımda ilk defa intihar eden bir genç ve onun cesedini gördüm. Normal şartlarda kan görünce bayılan ben, dumur olmam gerekirken meslek sorumluluğundan sanırım deli cesaretiyle başladım o korkunç anın fotoğrafını çekmeye. Kafamda bir dünya soru vardı aslında. Fotoğraf çekmem doğru mu? Oradaki hassas durumda acılı insanlar fotoğraf çekilmesinden rahatsız olurlarsa? En önemlisi o doktor neden ağlıyordu? Apartmanın beşinci katından atlayan çocuk kimdi? İntiharın sebebi neydi? ve daha bir sürü şeey..

Polisin gelmesini beklerken, acılı ailenin yanına gidip soru sorma cesaretini aradım kendimde. Uzun bir süre kendime de gelemedim zaten. Doktorun yanına gidip neden ağladığını alenen sordum. Ambulansla arka sokaktan geçtiklerini, ve bizimde gazeteden duyduğumuz o "paaaaaat" sesini duydukları için bakmaya geldiklerini söyledi. Aslında kelimeler düğümlendi boğazında. Yerde yatanın psikolojik problemleri olan yakın bir arkadaşı olduğunu söyledi. 25 yaşındaki gencin askerden psikolojik sorunlar nedeniyle erken geldiğini ve eski kız arkadaşıyla sorunları olduğunu söyledi. 

Doktor ile görüştükten sonra acılı aileye soracak pek bir şeyim yoktu artık zaten cesaretim de yoktu...
Olay yerinden bir kaç fotoğraf daha çekip gazeteye döndüm. Haber müdürüne olayı anlatıp, haberimi yazmaya başladım. Benim  için ilk deneyim olan "intihar haberi" mesleğimin sorumluluğunu bir kere daha omuzlarıma bindirmişti aslında...

19 Kasım 2014 Çarşamba

Gazetecinin 17 yaşında ilk ifadesi!

Yıl 2010... Lise stajına başladığım ilk zamanlar. Gazetenin özel haber departmanında grafiker olarak staja başladım. Ama müdürümün ve ekipteki diğer insanların sahip oldukları haber heyecanları şiddetle ilgimi çekti. Devamlı müdürümden beni de habere göndermesini istedim. Sahaya çıkıp o heyecanı bende tatmak istedim. Henüz 17 yaşındaydım, haber ve iş tecrübem yoktu tabi ki. Bu nedenle müdürüm bu isteğime hep bir tereddütle bakıyor ve şaşırıyordu. 

Bir sabah gazeteye gittiğimde beni bekleyen bir haber dosyası vardı. Heyecanla müdürün yanına gidip "Hazırım, gidebilirim" dedim. "Önce gerekli yazışmaları yap. İzin çıktığında konuşuruz" dedi. Gerekli işlemleri yapmıştım sırada sabırsızlıkla yanıt beklemek vardı. 2 hafta sonra işteyken babam aradı. "Polisler eve geldi, seni soruyorlar. İfade vermen gerekliymiş. Yaşın tutmadığı için beni de çağırıyorlar" dedi. Polis memuruyla telefonda konuştum. Konu, haber için yaptığım yazışmaydı. Müdürü aradım. Bana yapmam gerekenleri ve soğukkanlı olmam gerektiğini belirterek; "Haber kaynağını vermek zorunda değilsin" dedi.

 Veli olarak ismi yazılan babamla birlikte Çocuk Şube'ye giderek, 17 yaşında gazeteci olarak ilk ifademi verdim. Bu olay, 'Gazeteciliğin' nasıl bir meslek olduğunu öğrenmek için attığım ilk ve büyük adımdı... Ben galiba bu heyecana aşık oldum!

23 Ekim 2014 Perşembe

tek başımayım, yalnız değilim

Ben bazen yorgun düşüyorum!
yollarda kayboluyorum, gezerken kayboluyorum.
konuşurken kelimelerde kayboluyorum,
en kötüsü düşünüp dururken kayboluyorum.

tek başıma çıktığım yolda,
kalabalık dönmek istiyorum!
kafamdaki deli sorularla değil,
aydınlanmış ferahlamış dönmek istiyorum!

beynimi kemiren her şeyi temizlemek istiyorum.
tüm bu karışık isteklerin içinde,
yapmam zorunlu olan şeyleri bir kenara bırakmak istiyorum.
küçük yaştan beri boyumdan büyük sorumluluklar üstlendim.
bu durumdan gocunmadım.
destek olanlar kadar kösteklerim vardı benim.
üzerimde gözü kalanlar oldu.

yaşadığım her güzellik, döktüğüm her gözyaşı
beni yenik düşürdü.
ben içimde kopan fırtınaları sakladım,
gücüme güç ekledim!
dik durdum!

şimdi...

tek başımayım ben, yalnız değilim.
kemiklerime dayanan bıçak sancıları,
güçlendiriyor beni.
akan gözyaşlarım diriltiyor içimdeki ölüyü.

16 Ekim 2014 Perşembe

Bu daha başlangıç~

Selamlar a dostlar...

Böyle bir blog sayfasını aslında yıllar sonra oluşturmayı planlıyordum.
Biriktirdiklerimi bir anda burada sizlerle buluşturmaktı istediğim...
Ancak İletişim Fakültesi öğrencisi olmanın bir gereğiydi bu sayfa.
Yeni Medya dersi kapsamında hocamız blog sayfası açmamızı istediği için
aktifleştirdiğim "Hayatın içinden her şey" blog sayfama hoş geldiniz...

Derste olsa yine de gecikmeli açabildim blogumu.
Malum işler güçler...

İlk yazıda kendimi tanıtmak ve bu sayfada sizleri neler beklediğinden bahsedeceğim!

Lise son sınıf stajımı SABAH Gazetesi'nde yaptım. Ve sonrasında 3,5 yıl kadar bir süre de muhabirliğe devam ettim. Son 1 yıldır da internet haber sitesinde editörlük ve muhabirlik yapıyorum.

Hayata erken atılmamdan ötürü hızlı yaşamayı seviyorum!

Bu sayfada sizlere aktaracaklarım ise;

Manevi değerler, iş, insani duygular, hayatımda önüme çıkan her zorluk ve güzellik, yapmaktan zevk aldığım yemekler, objektifimden çıkan fotoğraf karelerim ve daha bir sürü şey...

Y.C.